Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- CNN ve Guardian, hemen hemen 55 bin adet fotoğrafın Suriye dışına kaçırıldığını bildiriyor. Guardian'ın aktardığına göre, Suriye ordusunda askeri fotoğrafçı olarak çalışırken cesetleri kayıtlara geçirmek için görüntülediğini söyleyen kişi, saf değiştirerek elindeki fotoğrafları muhaliflere teslim etti. Bu kişinin temas kurduğu grup ise Katar destekli Suriye Ulusal Hareketi. Londra’da Katar adına çalışan bir hukuk bürosu tarafından fotoğraflarla ilgili hazırlanan 31 sayfalık bir rapor, Cenevre-2 konferansının hemen öncesinde BM yetkililerine sunuldu.
DOĞRULUĞU TEYİT EDİLMEDİ
BBC'nin Beyrut'taki muhabiri Jim Muir, fotoğrafların doğruluğunun bağımsız kaynaklarca teyit edilmediğine dikkat çekerken, fotoğrafların iç savaşı, Esad'ın geleceği ve Cenevre-2’yi etkileyeceğini belirtiyor. Muhaliflere para ve silah desteğinde bulunan Katar, “Beşar Esad'ın indirilerek savaş suçlarından yargılanması gerektiği” yönünde çağrılar yapıyordu. Guardian, Katar'ın ön ayak olduğu bu raporun, İsviçre'de Suriye krizine çözüm bulmak için düzenlenen uluslararası konferansla aynı hafta açıklanıyor oluşunu zamanlama açısından manidar buluyor.
RAPORU HAZIRLAYAN ŞİRKETİN KÜNYESİ
Katar'ın temsilcisi olarak raporu hazırlayan Carter-Ruck and Co. ise İngiliz medyası tarafından yakından tanınıyor. Hukuk firması, asıl ününü 2006 yılındaki Trafigura skandalında elde etti. Fildişi Sahilleri'ne zehirli atık boşaltarak 40 bin kişinin zehirlenmesine ve 16 kişinin ölümüne neden olan Trafigura'nın savunuculuğunu üstlenen şirket, bu konuda haber yapan İngiliz basınını susturmaya çalıştı. Arka arkaya şirketle ilgili tekzipler yayımlatmayı başaran hukuk firması, Guardian tarafından “haberi tümüyle sildirmek için baskı yapmakla” suçlandı. Ancak hukuk firmasının çabaları Trafigura'yı aklamaya yetmedi. Şirket 2010 yılında Hollanda mahkemesince zehir boşaltmaktan suçlu bulundu ancak büyük çevre felaketi yüzüden yalnızca 1 milyon avro ödemeye mahkum edildi.
Ekim 2001'de Amerikan Hazine Bakanlığı, uluslararası teröre mali destek veren kurum, kuruluş ve şahısların isimlerinin yer aldığı bir liste yayınladı. Yasin El Kadı, o listede yer alan isimlerden biriydi. Ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, teröre mali destekte bulunanların mal varlıklarını donduran bir tasarıyı kabul etti. Suriye'deki raporu hazırlayan hukuk firması, Yasin el Kadı'nın avukatlığını üstlenmişti.
LAVROV: BİR SÜRÜ YALAN YÜZÜYOR
Cenevre-2 Konfransı'nın düzenleyicilerinden Rusya'nın Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, “3 yıldır askeri savaşın devam ettiği Suriye'de yaşanan zulümlerle ilgili çıkan haberlerin kontrol edilmesi” talimatını verdi.
Suriye'de askeri suçları hem ordunun hem de muhaliflerin işlediğini söyleyen Lavrov, "Ben ortada bir suç yok demiyorum, tabi ki var ve onları belgelendirmek gerek. Ancak kanıtları birçok kez kontrol etmek gerekiyor, çünkü bu konu etrafında bir sürü yalan yüzüyor. Şu ana kadar Suriye'de yaşanan zulüm haberlerinin yüzde 90'ı Londra'da bulunan Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'ne geldi. Gözlemevi dedikleri yer 2 insanın yaşadığı küçük bir daire ve bu gözlemevi Suriye'de yaşananların kaynağı haline geldi" dedi.
“KÜRESEL KAMPANYA”
Abant İzzet Baysal Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden Yrd. Dç. Dr. Fatih Yaşlı, Cenevre öncesi “küresel bir kampanyaya” işaret ediyor.
Yaşlı şöyle diyor: “Suriye’nin hedef tahtasına oturtulduğu günden beri Suriye halkı ve devleti dış destekli çetelere karşı direnmiş; Lübnan Hizbullah’ı, İran ve Rusya, Suriye’nin arkasında durmuş; ABD, İngiltere, İsrail, petrol şeyhlikleri ve AKP Türkiye’sinin emperyalist planları alt üst olmuştur.Cenevre Konferansı’nı, Suriye’ye yönelik emperyalist bir askeri operasyonun da, Esad’ın uluslararası baskılar aracılığıyla devrilmesinin de imkânsız olduğunu gösteren bir hadise olarak değerlendirmek gerekir.
İşte Cenevre öncesi emperyalizm, son bir hamle yapmak istemiş ve “Suriye cezaevlerinde işkenceyle öldürülen on bir bin insan” adı altında küresel bir kampanya başlatmış, raporlar ve fotoğraflar “psikolojik savaş” adına medyaya servis edilmiştir. Kampanyanın finansörü Katar, arkasındaki asıl güç ise İngiltere ve ABD’dir. Amaç Cenevre’de Suriye ve Rusya’nın elini zayıflatmak, Suriye ve Rusya’nın kozlarına karşı kendi elini güçlendirmektir.”
ESAD'A KARŞI PAZARLIK YAPILABİLİR?
Fotoğrafların “Cenevre'deki durumu” nasıl etkilyeceği konusunu da değerlendiren Yaşlı, “Söz konusu kampanyanın Cenevre’nin genel atmosferini değiştirme şansı da, Suriye’ye yönelik askeri operasyon seçeneğini yeniden dünya kamuoyunun gündemine getirme şansı da kanımca bulunmamaktadır. Belge ve fotoğraflar en fazla Esad’ın önümüzdeki seçimlerde aday olmamasına dair pazarlığın bir parçası olarak kullanılabilir ki, bunun da gerçekçi olmadığını, Suriye’nin böyle bir dayatmayı kabul etmeyeceğini söyleyebiliriz” diyor.